|
Burada köylülerimizin derlediği şiirleri yayınlıyoruz.
Simdiye kadar siirleri yayinlananlar ise
Hasan Günel Abit Günel Solmaz Günel Bayram Kara Yılmaz Bakar Azimet Kara
................................................................................................................
Hasan Günel'den Susuz Köyüm:
Gümüşhane ili Şiran kazası Çayırda otlanır koyun kuzusu Serindir yaylası soğuk suları Benim köyüm susuz yeniköyüm
Başyurdun üstünde oynuyor kızlar Kayıp ettim yarimi gönül arzular Hancılar hanında kervanını bekler Benim köyüm susuz Yeniköyüm
Felek pençesini boynuma vurdu Gerçeyi saptırıp yalana uydu Binbir türlü bela hep beni buldu Benim köyüm susuz Yeniköyüm
Yükkaya başında oturdum kaldım Nazlı yare bir name yazdım Erenler için kapını çaldım Benim köyüm susuz Yeniköyüm
Büyük şehit üstünde ziyaret taşı Gel otur yanıma ellere karşı Evde yok ekmeği yiyecek aşı Benim köyüm susuz Yeniköyüm
Aşık Hasan ,iyem çalarım sazı Her yıl başkadır baharı yazı Yıllardır şenlenir Yatağın düzü Benim köyüm susuz Yeniköyüm
................................................................................................................
Abit Günel'den "Köyüm ve ben":
Çıktım demirciler kalesine yani melidara Ve aldım karşıma. hasretim, köyümü Heycan’dan uçacak gibi’yim. Gazi Hakkı Dede’min, Derelerine
Hemen solunda, Kolama’nın Değirmeni Yine solunda Zencirler, uçan su Onun üstünde Sıkkavak Kızıltarla’lar Sağında Göllüçayır yanında amcamın atelyesi
Dereleri, ve sazakları karış karış bilirim Ben Dedemin hodağıy’dım bir zamanlar. Derelerin üstünde, Sazaklar Üstünde, Ahbunuhlar, hemen sağında koruklar
Koruklardaki ağaçları tek tek bilirdim. Hanği köme’nin dibinde hanği ot biter onları’da Hekes bir şeylere aşık olur Kaptırırlar gönülleri’ni birşeylere
Bense kaptırdım, gönlümü Köyüm sana Ne olur çok görmeyin bana. Birazda hasretlikten olsa gerek O topraklarda açtım gözlerimi.
Onikimde’de ayrıldım sevdiklerimden Ekmeğini yedim ben de bu toprakların Atalarımzın gözelerinden, suyumu içtim. Kırlarında koşmayı,derelerinde yunmayı
Kıraçlarında,ve ormanlarında ıslıklarla Türkü söylemeyi Öğrendim Ben dünyayı köyümden ibaret bilirdim Koca dünyayı ben köyüm sanırdım
Sanal gelirdi gerisi bana Kendimi tutamazdım, kah derelerde kah Karşılarda Oradan Çatalçama, Mezarlıkları ziyaret edip Çıkarım Çamlığa Yeniköye bir selam verip,
İnerim kuynunbaşına hemen sağındaki, Atalarımın yurdu. Kapılıyurda başımı eyer O heycanla Yukarki bostanlara atlarım Yerimde duramam, bir soluklanır geçerim
Kaçankıyında durup solda Çerüklere Sağda parça meşeye ve Kırıntının meşesine bakıp Dalarım çam kokulu Meşenin içine ve temiz havasını, Tenefüs edip Çıkarım göllerin başından,kuşların cıvıltılarıyla
Uğrarım harmanlara Babaannemin kavağını ziyaret edip Aralıktan çeşmenin yanından, usulca ulaşırım evime Köyün altından vurup üstünden çıkardım yorulmazdım Ben o toprakların hamurunda Atalarım gibin yetişmeye çalıştım
Abit Günel
.....................................................................................................................
Yeniköy'de Güneşin doğuşu ve batışı
Sabahın seherin’de,kuşluk, vaktin’de Yeniköyde Yukarı mahallede evin balkonunda, dalarım seyrine Erüklüğün derelerin ve Karşıki tarlaların.arkasında’ki Ayana’nın melidarın gıranın Zordaşı’nın ve Ağüne’nin
Sabahla birlikte Kürtçadırların’dan süzülüp gelen Kızılca parlayan Güneşin, güzelliğini seyrederim, Mahrur gözlerimle yeni günün doğuşuna takılırım Kuşların cıvıltıları sarar Yeniköyün her bir yanını
Sessiz ve serin bir edayla yükselir kürtçadırlarından Yine usulca kürtçadırlarından iner derelerede şavkılanır Sazaklardan geçip kütüklükte göllüçayra selam verip Yakıcı ve kavrucu sıcaklığı kızıltarlalarda doruğuna ulaşır
Akşam olunca da Kuzulun arkasından Taşlıyoldan O muhteşem, kızıllıklar arasında,sesiz ve usulca Yine o güzel Güneşin batışına kaptırırım kendimi Severim yeniköyde güneşin doğuşunuda batışınıda
Sonra girerim evime dalarım o sonsuz güzelliklere Güzel evet herşeyi, hayali bile çok güzel ve özel bize İşte muhteşem Güneşin doğduğu köy, bizim köyümüz Ve o muhteşem Güneşin battığı köyde bizim köyümüz Dağların eteyinde yeşilimsi ormanlar içindeki köy bizim
Şehoğlu Abidin’im elbette bilirim.Pirimin yurdunu Onların yurdu benimde kutsal ata yurdumdur tabiki Yadiğardır atam İbrahim Şıhtan dedeme,babama ve bana Güneşinde dogudan güzel doğup batıdan güzel battığı o köy Bende o köyün, bir neferi, ve de o toprakların sevdalısı
Abit GÜNEL
.............................................................................................................
Solmaz Günel den
Kuzuluğu gördüm, bir hozan olmuş Dalda bülbül ötmez, gülleri solmuş Benim bu köyüme ne haller olmuş Boynumu büküp büküp ağladım Gözlerimden yaşlar döküp ağladım Hıdırın etrafı çimenlidir Eski suyu vermez yeminlidir Kurunu eskimiş taşları çürümüş Boynumu büküp, büküp ağladım Gözlerimden yaşlar döküp ağladım Dalda bülbül ötmez gülleri solmuş Benim bu köyüme ne haller olmuş Gardaş kalk gidelim sılaya doğru. Ahbunluk kavaklı sazaklar da var Hepsi birer birer kıraç olmuşlar Çatalçama teker teker dolmuşlar Solmaz kalk gidelim sılaya doğru.
NOT. Solmaz Abiden bu şiirin devamını istiyoruz WWW.yenıkoy.bız Duyarligina tesekkür Solmaz abi (Abit) ....................................................................................................... Bayram KARA'DAN Tefik Gardaşıma
Nasıl yazmış, yazan alın, yazını Düşürdü gurbette, gezdirdi seni Gurbet açtı, içindeki, sızını Şu tatlı canından, bezdirdi seni
Karışılmaz, şu feleyin işine Dolu yağdı, yakalandın kışına Kendini bilmeden, vurdun başına Her zaman, her yerde, ezdirdi seni
Ta ezelden, beri candık seninle Hele o hayalin varya, şu gözlerimde Acın dağ gibi, şu yüreyimde Sensizlik ne demek, birde bana sor
................................................................................................................ Duman bağlamış, dağların başını Sen olda gel, bu dertleri, taşı Gitti, canımın can, yoldaşı Yine kan ağlıyor, gözlerimin yaşı
Kara bulut, sarmış gögün, yüzünü Felek soldurdu, güzel gülümü Çok erken tattın soğuk ölümü Gardaşım gardaşım TEFİK gardaşım Bayram KARA
................................................................................................................ Yolları tertemiz sanki kasaba Kırıntı'yla herkes olmuş akraba İnsanı severler, derler merhaba Dost insanların yurdu Yeniköy. Kuzuluğun eteğine dizmiş konağı Çatısına kurmuş uydu çanağı Pehlül Dede'nin yurdu ocağı Böyle bir ermişin, var Yeniköy'üm.
Bağlarında türlü meyve yetişir Dağlarında bülbül, keklik ötüşür Pehlül Dede hızır gibi yetişir Bilge insanların, var Yeniköy'üm.
Kazası Şiran, il Gümüşhane İçinde vardır züzelli hane Bağlarında kokar mis gibi nane Cennetten bir köşe gibi Yeniköy.
Göleti var sanki bir deniz Çeşmesinden soğuk solar içeriz Yaz gelende yaylalara göçeriz Nesillerin köyü, ol Yeniköy'üm.
Köyden giden herkes, olmuş gurbetçi Kimisi mühendis, kimi marketci Kimi eğitimci, kimi gazeteci Okumuş insanların, var yeniköyüm.
Güz gelende herkes göçer gurbete Alışıklar ayrılığa hasrete Birde selam gönderirler herkese Gönül dostu insanların, var Yeniköy'üm.
Bakari'yem bunu yazar bitirir Herkese selamı dile getirir Pehlül Dede'ye niyaz yetirir Ermişlerin köyü ol Yeniköy.
Yılmaz BAKAR Linkenheim-Karlsruhe
................................................................................................................
KÖYÜM YENİKÖYÜM
Gümüşahane dir ili Şiran kazası Burğababa eteklerinde Kurulu orada uzaklarda bir köy O benim köyüm adı Yeniköy
Etrafı ormanlık boz kırları Vardır birden çoktur adı Orda kurulu uzakta bir köy O benim köyüm adı Yeniköy
Sıkkavak meşe karşıda ağagüne Çamlık Kapılıyurt Yanıkyayla Kurulu orada uzaklarda bir köy O benim köyüm adı Yeniköy
Göllüçayır kuzuluk Akbunluk Olukların başı Kavaklı Atolukları Orada kurulu uzakta bir köy O benim köyümün adı Yeniköy
Unutma erkliği sazakları dereleri Çatalçam çittoyn çayırları gözeleri Kurulu orada uzaklarda bir köy O benim köyümün adı Yeniköy
Karahasan deresi Zencirleri Uçansuyu Kaçağı sıcakparı Hıdırın soğuktur suyu Orada kurulu uzakta bir köy O benim köyüm adı yeniköy
Yaylası var soğuktur başyurt Kızkalesi Küçükşehit Büyükşehit Kurulu orada uzaklarda bir köy O benim köyüm adı Yeniköy
Mehmet Ali kalesi yüktaşı tuztaşları Esma ana ğözesi köye akar suları Orada kurulu uzaklarda bir köy O benim köyüm adı Yeniköy
Soguktur kışı yazı oldukça serin Sal taşı Çatalçamdır gideceyin yerin Kurulu orada uzaklarda bir köy O benim köyüm adı Yeniköy Azimet KARA'dan 30.09.2005 ................................................................................................................
HUZUR KAPISI
Benim özüm aşıkara Dönemem yolumun eriyim Hakkın aciz neferiyim Özüm belli kendim Alevi’yim
Geldim kırklar kapısı El pençe divana durdum Niyaz ettim eşiyine Dize geldim pirimin karşısına
Ey erenler evliyalar Ezelden ezeli yolum belli Pirimiz Hacı Bektaşı Veli Dönen belli dönmeyen belli
Önce içini arındırsana Biz Cem olduk saf tuttuk Dara geldik hü çektik İmam Hüseyini şehit verdik
Allahın her an vardır nuru Dört kapıdan girmeden Temiz tut kalbini önce arın Allah Muhammet Alidir yolun
Yoktur benim arım balım Gelip geçicidir düna malım Elbette düşecek toprağa bedenim Götüreceğim ruhum tek canım
Hak yardım etsin darda kalanlara Düştüm ateşine yanmışım nara Hak kulu duvam O iki imamlara Dört kapı kırkmakam bildim alın huzura
Azimet KARA'dan 01.05.2005 ................................................................................................................
HAYAL OLDU
Hani senin Baharın başka Yazın kışın daha başka Yaylaların soğuk suları Nerede karlı dağların
Koyun kuzu meleşmeleri Kayalarında keklik ötüşleri Al mora karışmış çiçekleri Sevenlerin kaş göz edişleri
Gece karanlığında uçuşan Uğur sayılan böcekleri Sevenin göz kamaştıran Kara gözlü uzun kiprikleri
Yarpuz kokan kekik kokan Derelerin yamaç ve bayırların Çobanın kaval sesleri Kara koyunun suya gelmeleri
Hani gülüp eylendiğimiz Hani şarkılar türküler Söylediğimiz günlerimiz Hepsi ruya gibi hayal oldular
Azimet KARA'dan 10.12.2005 ................................................................................................................
EKİLMEYEN EKİN’LER
Ekilmeyen tarla biçilir’mi Harman yerinde döven sürmeden Samanı buğdaydan ayırmadan Terini toprağa akıtmadan insan geçinirmi
Örs üstünde çekiçle tırpan döven eller nerede Nerede ekin tarlalarına yuva yapmış kuşlar Sap yüklü bağıran arabalar nerede Nerede tarla orak tutan eller nerede
Hatırlayanlar var mı hona gidenleri Hona giderim hon diyenleri Gören varmı bağ bağlayan delikanlıları Duyan varmı türkü söyleyen genç kızları
Hey benim doğduğum köyüm Senden hiçbirşey isteyemem Sana istesemde gelemem Beni affet beni bağışla diyemem
Ey köyüm senden niceleri geldi geçti Doyurmasanda aç bırakmadın Mis kokulu fırından taze çıkmış Yemesine doyum olmayan ekmekler nerede
Azimet KARA'dan 10.04.2005 ................................................................................................................
HAKKIN YOLUNA
Ben bir karibim yol eyledi Konmadı bülbül gül dalına Ahu zarı figan zar eyledi Bahsız bir karibi kül eyledi
Dağlar yol verin ben yolcuyum Duracak değilim neden hancıyım Buldum ben hakkikat yolunu Divaneyim hakkın kuluyum
Sırtımda heybe içinde kuru ekmek Ne demekmiş insanları sevmemek Öğrenelim insanlığı sevmeği hürmet Hepimiz içtik aynı imanı şerbet
Dünyanın nimeti çoktur Özümü bilirim yolum haktır Bu dünyanın dikensiz yolu çoktur Bedenim düşer toprağa olur mezarım
Kapıldım gidiyorum divana Bağlıyım dinime imanıma Muhammet nuruna Ali yoluna Azimkarım merhamet et kuluna
Azimet KARA'dan 20.12.2005
|