Ana Menü
Ana Sayfa
Köyümüz
Tarihimiz
Aileler
Seferberlik
Gurbetcilik
Göçler
Anılar
Eğitim
Yeniden Yapılanması
Kültürümüz
Doğamız
Coğrafyamız
Haberler
Galeri Bölümü
Telefonlar
Portreler
Forum
Dost Siteler
Hazırlayanlar
Ziyaretci Defteri
Giriş Formu
Kullanıcı adı

Şifre

Beni hatırla
Şifrenizi mı Unuttunuz?
Hesabınız yok mu? Bir tane oluşturun

Anılar Yazdır E-Posta
Gezenler   işsizlikten değil şaşkınlıktan  geziyor.
                                                            Karabey  Şahintaş

Yeniköy den anılar  olurda.  Karabey dayıdan  olmaz mı  Karabey  dayı  çerçicilik  yapardı. Kısa boylu  esmer  kara  sakallı  kara  şalvarlı küfürü  ve  yanlışlıkları  hiç sevmeyen  çok  asabi   biriydi. Çocuklar  Karabey dayıyı  görünce cin  çarpmışa  dönerlerdi.
Yıl   1944 mahallemizdeki   dört  çocuk bir arada oynuyoruz. Yusuf  İhsan Torun  Hüseyin Rıza Selvi   16. 17 yaşlarında  olan  Pehlül yanımıza geldi bizi tuttu  sevmek   maksadıyla  alınlarımızı   ısırdı. Bizi  aldı  hıdırın  pınarına götürdü  birbuçuk metre uzunluğunda 50 – 60 santim  eninde  olan  çeşmenin  çatısı tahtadandı. Çatının  arka yüzü  yoktu.  Pehlül   bizi  çeşmenin  üstüne  çıkardı. Oraya  ayakta  bile  sığmıyorduk. Nereden   geldiyse  Karabey  dayı  geldi.  Bizler  Karabey dayıyı  görünce  çatının  altına  girdik. Pehlül  kaçtı Karabey  dayı  elindeki  çalıyla  serçe  avlar  gibin  bize çarpmaya  başladı. Daha sonra  Karabey dayı gitti  biz  çözülemiyordukki  aşağıya  inelim  adeta  arap   saçına  dönmüştük. Kimimizin  kafası  digerinin bacaklarının   arasına  girmiş  korkudan  kan ter içinde kalmıştık. Habirede  kolumuzla  da burnlarımızı  siliyorduk.
Anlatan  Sayın  Yusuf  Aydın

Köyümüzde   Mimarlık   Fakültesine   gitmeden  Mimar olan  birisi   vardı.   Evet   bu  Mimarın   adıda  Süleyman   Kara  idi  şen şakrak  çocukla   çocuk  büyükle   büyük  Eli   hünerli  ağzı   çok  iyi   lafyapan  bir   şahsiyetti . Kendisiyle  iş  arkadaşlığı   yapma  şansına   sahip   oldum  nerede   mi   Nevşehirin    Kozaklı   kasabasında    Ben   oradan  Trabzon  Polis  Okuluna   Miymarda  Babamlarla   aynı   işe   devam  ona   herzaman   söylerdim   senin  anılarını  bir kitapta toplayacağım.     İnşallah  bunu   yerine    getiririm. Çünkü  çok  anıları vardı   bunları   sizlerle   paylaşacağım   umarım   sizlerinde  ilgisini  çeker.
Başlayalım   neden    nerede   Süleyman   Kara   Mimar   oluverdi ? 
Kendisinden   dinledim   Yine  köyden  çok   sayıda   gurbetçi   arkadaşı   ile   birlikte  Çalışmak  amacıyla   Gurbete  çıkmışlar. Bunlar  çok   sayıda   koparatif   evleri   almişlar inşatlarını   yapmak   için,  işlei   de  iyiymiş.  inşatları   yaparken   İnşatların   sorumlusu   olan  Mimar  orada   Çalışan  ustalara  bir merdiven   işi   vermiş. ve   de  ölçü  olarakta ölçülerini  verip   gitmiş. Orada  bulunan  ustalar   birşeyler   yapmışlar. 
Bir   müddet  sonra Mimar geri   gelmiş  ve  ustalara   herkes   yaptığı   işin  başına   geçsin . Herkes   işini  Mimara   anlatmaya   başlamışlar   sırayla  en   sonundada   Süleyman   Karanın   yaptığı   işe   gelince,  Ha   işte  böyle  olacak   demiş  ve arkasından  eklemiş.
 Ben  Miymar  deyilim   Miymar  sensin.   Ve   o   andan  sonra   ismi   Mimar  Kalmış.      
Aktaran   Abit   GÜNEL

.........................................................................................................................
Köyümüzde bektaşoğlu   Hasandayı vardı namına bozu derlerdi  Eriklikte  tarlaların  arasından   bir  yol gider  yolun  hemen  kenarında  bir  su  harkı (yolu)   geçer. O zamanlar  Kırıntının  Madenin  dereden  su  bağlardık. O  günlerden  bir  gün   bozu  dayıda tarlasın  su  bağlamış  kendiside  harkınan  gidermiş  yıl 1952 Ağustos  ayı  Aşaığörsütlüler (Bahçeliler)  melidardan   ayıyı  kovalamışlar   tarlalarda  ekin  biçenler  olduğu  için  ayı  şaşırmış  Sıkkavaktan   göllü  çayıra  gelmiş  kızı  Mauşla  tarlada   ekin  biçen  Halil İbrahim   dayı  ayıyı  görünce   çama  çıkmış  ayı  oradan   erikliğin  kömelerine   girmiş  ve Bozu  dayıynan   burun  buruna  gelmiş.  Ayıyı   karşısında   gören   Bozu  dayı  iki  eliyle  küreyinin  sapından  tutmuş  küreyini  ileri  uzatmış  gözlerini  yummuş  başlamış  küreyini  sağa sola sallamaya bu  arada  ayı  Bozu  dayının yüzüne   hayli  tükürmüş.Bozu  dayı   yüzündeki tükürükler  temizlemeye  çalışırken  ayı  mezarlıkların  yoluna  geçmiş  oradan Ağünenin  dereye inmiş ve oradan da kayıp  olup  gitmiş.
Anlatan  Sayın Yusuf  Aydın

Köyümüz  de  yaşamış  erkeklerin  hemen  hemen  hepsi gurbetçiliği  tatmıştır,  acısıyla   tatlısıyla ve  de   heme  hemen   hepsininde   mutlaka    hafızalardan   silinmeyecek   anıları  vardır.
 Anlatılır 
Yine  köyden  birkaç   arkadaş  çalışmak  amacıyla  Erzincana  giderler   tabiki  köyden  gelirken  yanlarında   inşatlarda   kullanmak   amacıyla   çekicini    malasını   şakulunu  çırpı  ipini  ve   de  enönemlisi   yatacağı   yorğanını  beraberinde   getirirler.
Kendilerine   yatacak   bir yer  kıralarlar.  herkes  kendisine  beraber  yatacak  arkadaş   arar Tabi bu arada  herkes  herkesi  tanır  dahada  önemlisi  bir  birleriyle  akrabadırlar. Anlatılan Fikri Dayı  yatarken   çok dönermiş. onun   içinde  kimse   onunla   yatmak   istememiş. fakat   sonuçta   herkes    akraba   birisi   yatacak. Memmed   dayıya  demişki   Memmed  beraber yatalım  gece   dönmem. memmed   dayıda   olur  demiş  ve  yatmışlar  Fikri  dayı  uykuya  dalmış sağa  sola  dönesi  gelmiş  uyku semesi  demişki   Dönek   Memmed  dönek.Bunuda aynı   odada bulunupta   henüz  uykuya  dalmayanlar  duymuş.  o  gün bu  gündür  gürbet   arkadaşları   arasında   söylenip   durur.
Yukarıda   isimleri   geçenleri  rahmetle   anıyor, varsa yaşayanlarada   uzun ömürler  diliyor  Anıları   da  köylüler arasındaki  dayanışmayı   en  açık   bir   şekilde   gösteriyor  Alana bir ders.
 Aktaran    Abit   Günel         
........................................................................................................................
Köyümüzde  Şerifin  oğlu  Hüseyin  dayı  vardı  Deli Durmuşun babası  Hüseyin   dayı  çok  şaşı  bakıyordu  nereye  baktığını  kimse  anlayamazdı. 1940  lı yıllarda  Göllü  çayırda  çift   sürüyormuş.  Yoldan da  Alucradan   Şirana  bir yolcu  gidiyormuş  durmuş  ve  Hüseyin  dayıya  yol  sormuş Hüseyin  dayıda parmak  ucuyla   yolu  göstermiş    adamda  Hüseyin dayının  gözüne  bakarmış  dayanamamış  Hüseyin  dayı  demişki   parmağıma  bak,  Gözüme bakarsan Çimen dağına gidersin.
Anlatan Sayın  Yusuf  Aydın


Köyümüzde Henife  gilin  Kadiri  diye  anılan  Keleş  abinin  babası  vardı  yine  köyde Şevket  Aydının  kızı  Bağda   Kadir  dayının   oğlu  Cemalle nışanlılıydı. Bağda  aynı  zamanda  Kabağın  Azizinin  torunuydu  Bağdayı   yayladan  zorla  kaçırmışlar  yıl 1954 olsa  gerek  torununun   kaçırıldığını  sabah duyan Aziz  emmi  rus  teklisi olan tüfeyini  almış  ve  Kadir  dayının  kapısına  dayanmış  evde  de yalınız  Kadir  dayı  varmış  o  an  kapıyı  içeriden  kilitlemş   kapıyı  Açamayan   Aziz  emi  tüfeyim  namlusunu  pencereden  içeri  sokmuş  Kadir  dayı  ise  evin  kotuna  saklanmış .   tüfeyi  Kadir  dayıya  doğrultamayan   Aziz  emi  pencereden   bağırırmış  Gadiiir  Gadiiiir hebeyle tifen (tüfeyin) düdüğüne(ucuna) gel tifeyin  düdüğüneeee.
Anlatan   Sayın  Yusuf  Aydın                             

Değerli   Yeniköylüler   bizlerle  paylaşabileceyiniz Anılarınızı  bekliyoruz

En Popüler Yayınlar
  • Köyümüz
  • Hüseyin Şahintaş
  • Sezai Kara
  • Telefonlar
  • Tarihimiz
Rasgele Bir Resim
dugun.jpg